İntifa    

Go Back   İntifa > Keyifhane Bölümü > Kültür Edebiyat Sanat > .·[ Makale ve Güzel Yazılar ]·.

Cevapla
 
Seçenekler Arama Stil
Alt 08-23-2010, 02:31 AM   #1
aktif.ufuk
Özel Üye
 
aktif.ufuk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2010
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 61
Tesekkür: 41
29 Mesajina 44 Tesekkür Aldi
aktif.ufuk has a reputation beyond reputeaktif.ufuk has a reputation beyond reputeaktif.ufuk has a reputation beyond reputeaktif.ufuk has a reputation beyond reputeaktif.ufuk has a reputation beyond reputeaktif.ufuk has a reputation beyond reputeaktif.ufuk has a reputation beyond reputeaktif.ufuk has a reputation beyond reputeaktif.ufuk has a reputation beyond reputeaktif.ufuk has a reputation beyond reputeaktif.ufuk has a reputation beyond repute
aktif.ufuk - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Gönül yapmak gelmiyorsa elinden,Bari gönül yıkılmasın dilinden.


Soğuk bir gündü. Kar aralıksız yağıyordu. Gün içinde yaşadığım üst üste tersliklerden canım sıkkın. Öfkeliydim.
Evde durmamalıydım. Çıkıp gitmek, canımı ceviz kabuğunun içinden bir an önce kurtarmak lazım. Yürümek en iyisi. Bir yere gitmeden, öylece yürümek. Kendimi dışarı attım.
Tuhaf, kimse soğuğa aldırmıyor. Herkes mutlu, hatta çoğunun yüzünde gülümseme bile farkediliyor . Ne bileyim, ya da bana öyle geliyor.
Kızılay'dayım. Ne kalabalık!.. Kaldırımda rahatça yürümenin imkanı yok. Ama ben yürümek istiyorum. Kimse bana dokunmadan, ben kimseye dokunmadan sadece yürümek. Ama ne mümkün!.. Vitrin önlerine birikmiş kalabalıklar, ağır aksak yürüyenler habire önümü kesiyor.
Bugün yürümeliyim. Bu kaldırım kalabalıksa diğeri var. Ama bu şehirler... İnsanın bittiği yerde bir ağaç çıkıyor karşıma. Kaldırımın ortasında. Ya da bir çöp bidonu. Yolumun üstüne park edilmiş bir araba… Öfkem artıyor. Çekilin önümden diye bağırmamak için dişlerimi sıkıyorum. Bir dağda olsam, çölde ya da...
Mithatpaşa Caddesi sakin olabilir mi? En iyisi oraya yürümek. Sonra da bir otobüse atlayıp gitmek. Nereye gittiği hiç önemli değil.
İyi, otobüs durağı biraz ileride. Önümde yürüyen üç kişi yanyana , kaldırımı kaplamış yürüyorlar. Babanızın mülkü ya , yürüyün bakalım diye homurdandım. Hızlanıp yanlarından geçmeye niyetlendim. Ama bu sefer bir ağaç kesti önümü. Hışımla kaldırımdan aşağı indim. Ağacın solundan tekrar kaldırıma çıkmak üzereydim ki... Küt!... Kötü çarpışmıştık. Kafa kafaya. Dişlerimi sıktım. Çarpıştığım adama baktım. Öfkeden gözlerimden ateş fışkırıyor olmalıydı. Adam sızlanarak burnunu tutuyordu. Benimki de feci sızlıyordu. Bu kadar olmazdı ama. Tüm öfkemi kusarcasına parladım:
- Hop, yavaş be! Önüne baksana, kör müsün?
Cevap bekledim. İçimden onun da sert çıkmasını isteyerek, ki o zaman adama abanacaktım.
Ellerini yüzünden çekti, hiçbir şey demedi. Kötü görünüyordu, kötü ve acınacak halde. Yavaşça yere eğildi. Elleriyle yoklayarak birşey arıyordu. Yoksa zaman mı kazanıyordu? Ne düşürmüştü ki? Doğruldu. Aradığı şey elinde... Elinde bir baston. Âmâ bastonu!.. Aman Allahım , adam gerçekten körmüş! Ne yaptım ben!..
Nutkum tutulmuştu. Hiçbir şey diyemedim. Öfke möfke herşey uçup gitmiş, ayaklarım boşlukta gibi kalakalmıştım. Bastonunu açmasına yardım etmeye çalıştım.
- Sağol, dedi.
-Hay Allah, dedim; hay Allah, hay Allah... Kaç kez dediğimi bilmeden dedim. Sonra ne diyeceğimi bilmeden sustum. Şimdi içimden gülmek geliyordu. Durumun komik bir yanı da vardı belki ama ondan değil. Sinir boşalması. Önce tuttum, sonra dayanamadım, kahkahalarla gülmeye başladım. Allah Allah , kör müsün dediğim adam kör çıktı!..
Güldüm, güldüm... Gözlerimden yaş geldi. Nihayet sinir krizim durunca sordu:
- Niye gülüyorsun?
Sesi yumuşak, hatta suçlu gibiydi.
- Kusura bakma, dedim; elimde olmadan...
Ama kötü olmuştum. Kendimden utandım o an. Ondan utandım. Çok incindiğini hissettim. Ciddileştim:
- Özür dilerim, dedim; canım sıkkın da... Öfkeliydim. Dikkatsiz olan bendim. Çok hızlı yürüyordum, bu yüzden çarpıştık.
- Ben özür dilerim, dedi; benim suçum. Kaldırımdan inmek isterken duraklamıştım.
- Gerçekten üzgünüm. Özür dilerim, dedim tekrar.
- Önemsemeyelim, olan oldu bir kere, dedi. Gülümsüyordu.
Ne temiz bir yüzü, ne sakin bir gülüşü vardı. Baştan aşağı süzdüm onu. Orta boylu, hafif kilolu, otuz yaşlarında. Üzerinde sadece ceket vardı, paltosu yok. Üşüdüğü belliydi. Ayrılmadan önce, suçumu telafi edebilmek için sordum:
- Sizin için yapabileceğim bir şey var mı?
- Mümkünse karşı kaldırıma geçmeme yardımcı olun, dedi.
- Tabi, dedim koluna girerken. Geçerken bizi gören araçlar durdu, karşıya geçtik.
Elleri dikkatimi çekmişti. Buz gibiydi, çatlaktı. İçim burkuldu. Özür dilememin ne anlamı vardı? Birşeyler yapmalıydım. Gözüme ilerdeki pastanenin tabelası ilişti. Aslında benim de midem kazınıyordu. Birlikte yerdik. Hem de ısınmış olurdu. Teşekkür etti. Gitmesi gerektiğini söyledi. Fakat ısrar edince,
- Ama sadece bir bardak çay, dedi.
Pastanede kalorifer peteğinin yanına oturttum onu. Çayını karıştırabileceğimi söyledim, karşı çıktı. Sonra sordu:
- Ne iş yapıyorsun?
- Öğrenciyim.
- Çok sinirliydin, ne oldu?
- Evet, sahiden de bugün iyi değilim. Amaçsızca dolaşıyordum, dedim. Canımı sıkan şeyleri anlattım. Sonra onu konuşturdum.
Bir çay kaç oldu bilmiyorum. Birisi geldi, diğeri gitti. Âmâ arkadaş hakikaten hoş sohbet, iyi bir insandı. Çok da espriliydi. Sohbeti bölüp saati sordu, söyledim.
- Çok geç olmuş, kalkalım mı, dedi.
- Bir şartla, dedim. Duraksadı önce.
- Hayırdır, ne şartı, diye sordu.
- Bana telefon numaranı ver, görüşelim.
Cebimden kağıt kalem çıkaracakken ellerimin yağlandığını farkettim. İzin isteyip lavaboya gittim. Döndüğümde âmâ arkadaş elinde katlanmış bir peçete tutuyordu.
- Telefon numaram burada, dedi; garsona yazdırdım.
Peçeteyi cebime koydum, kalktık. Bayındır sokağa kadar birlikte yürüdük, orada ayrıldık.
Aradan hayli zaman geçmişti. Bir hafta sonu âmâ arkadaş aklıma düştü . Oturur sohbet ederdik. Telefon numarası hâlâ o gün koyduğum cebimde olmalıydı. Çıkarıp kaydetmemiştim. Ceplerimi karıştırdım, peçeteyi buldum. Yıpranmıştı, dikkatlice açtım. Ama telefon numarası yerine iki satırlık yazı vardı peçetenin üstünde. Şaşkınlık ve merakla okudum:
Gönül yapmak gelmiyorsa elinden,
Bari gönül yıkılmasın dilinden.
Kalakaldım. Ne yapacağımı bilemedim. Peçeteyi katlayıp, cüzdanımın en gizli yerine sıkıştırdım.
Şimdi ne zaman bir âmâ görsem, o mu diye bakıyorum. Hâlâ rastlayamadım. O arkadaş nerede şimdi..!



__________________
Bismillahirrahmanirrahim بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِي‏
-------------------------------------------------------------------------------------

*** İLLA EDEP - İLLA EDEP ***


** YEGANE DERDİM SEN OL'Kİ,

** RABBİM **

DERMAN DİYE BAŞKAŞEYLER iÇİN ÇARPMASIN
KALBİM..!!!


** Ey Can..! **
Edep nedir diye arar sorarsan eğer, bil ki edep ;

Her edepsizin edepsizliğine sabır ve tahammül gösterebilmektir..! (Hz. Mevlana)
aktif.ufuk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
bari, dilinden, elinden, gelmiyorsa, gÖnÜl, yapmak, yıkılmasın

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:29 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.3 .
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Forum SEO by Zoints
Protected by CBACK.de CrackerTracker
     
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300