01-19-2010, 09:28 AM
|
#1
|
|
Yönetici
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 2.352
Tesekkür: 171
207 Mesajina 265 Tesekkür Aldi
|
Konular Ve Ayetler 3
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]
Daima diri olandır
'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür. (BAKARA/255)
Daimî bir hayat sahibi ancak O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. Onun için dini halis kılarak O'na, hep O'na yalvarın. Hamd, âlemlerin Rabbi olan 'a mahsustur. (MÜMİN/65)
Sen, ölümsüz ve daima diri olan 'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter. (FURKAN/58)
-
Şaşırmayan ve unutmayandır
"(Cebrail dedi ki: Ey Muhammed!) "Biz senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzdeki ve ardımızdaki (bütün geçmiş ve gelecek şeyler) ve bunların arasındakiler hep O'nundur. Rabbin de (seni) unutmuş değildir?" (MERYEM/64)
Musa dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitapta (yazılı)dır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz." (TAHA/52)
-
Secde edilendir
Onlar, 'ın yarattığı birtakım şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri 'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşır. (NAHL/48)
Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden 'a secde ederler (NAHL/49)
Gecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl). (İNSAN/26)
Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep 'a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azab hak olmuştur. kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz dilediği şeyi yapar. (HAC/18)
-
Tesbih edilendir
Biz, dağları onun emrine vermiştik. Akşam-sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi. (SAD/18)
Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi. (SAD/19)
Görmez misin ki, göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kanat çırpıp uçan kuşların 'ı tesbih ettiklerini? Her biri kendi tesbihini ve duâsını bilmiştir. , onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir. (NUR/41)
Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten ne çekinirler, ne de yorulurlar.
Gece gündüz (hep 'ı) tesbih ederler, usanmazlar.(ENBİYA/19-20)
Göklerde ve yerde bulunan her şey 'ı tesbih etmektedir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (HADİD/1)
Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, 'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır. (İSRA/44)
Gök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayı O'nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar. Onlar hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa 'ın çarpması pek çetindir. (RA'D/13)
-
Hamd edilendir
Hamd, o 'ındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur. Ahirette de hamd O'nundur. O hüküm ve himet sahibidir, herşeyden haberdardır. (SEBE/1)
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden 'a mahsustur. Böyleyken kâfirler hâlâ Rablerine başkalarını eşit sayıyorlar. (EN'AM/1)
Meleklerin de arşın etrafını kuşatarak, Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Artık halk arasında hak ile hüküm icra edilip "âlemlerin Rabbi 'a hamdolsun" denilmektedir. (ZÜMER/75)
-
Övülmeye layık olandır
Göklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur. Doğrusu müstağnîdir, övülmeğe layıktır. (HAC/64)
Hem sözün güzelini işitecek duruma ulaştırılmışlar, hem de övülmeye layık (olan 'ın) yoluna eriştirilmişlerdir. (HAC/24)
Andolsun ki biz, Lokman'a " 'a şükret!" diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendi iyiliğine eder. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki , hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye layıktır. (LOKMAN/12)
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi 'ındır. Gerçekten , hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye lâyıktır. (LOKMAN/26)
İnsanlar ümitlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan O'dur. Övülmeye layık olan gerçek dost O'dur. (ŞURA/28)
Böyledir, çünkü onlara peygamberleri, açık deliller getirirlerdi, fakat onlar: "Bir insan mı bize yol gösterecek?" dediler ve yüz çevirdiler. da muhtaç olmadığını gösterdi. zengindir, övülmeye lâyıktır. (TEGABUN/6)
-
İzzet ve şerefin sahibidir
Her kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamıyla 'ındır. O'na hoş kelimeler yükselir, onu da salih amel yükseltir. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azab vardır. Onların tuzakları hep darmadağın olur. (FATIR/10)
Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref 'a aittir. (NİSA/139)
Diyorlar ki: "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, daha üstün olan, daha alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." Üstünlük, ancak 'a, O'nun elçisine ve müminlere mahsustur. Fakat münafıklar bilmezler. (MÜNAFİKUN/8)
-
Baki olandır
Yer üzerinde bulunan her şey fânidir.
Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) baki kalacaktır. (RAHMAN/26-27)
-
Daima üstün ve galip olandır
Hem kâfirleri herhangi bir hayra ulaşmadan hınçlarıyle defetti. Bu şekilde , müminlere savaşta kâfi geldi. çok güçlüdür, çok üstündür. (AHZAB/25)
: "Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz." diye yazmıştır. Şüphesiz güçlüdür, galipdir. (MÜCADELE/21)
-
En güzel isimlerin sahibidir (bkz. 'ın isimleri)
O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren 'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, gâlib olan, her şeyi hikmeti uyarınca yapandır. (HAŞR/24)
Oysa en güzel isimler 'ındır. Bundan dolayı 'a onlarla dua edin. Onun isimlerinde sapıklık eden mülhidleri (inkârcıları) terkedin. Onlar yakında yaptıklarının cezasını çekecekler. (A'RAF/180)
(Sen onlara) de ki: İster " " deyin, ister "Rahmân" deyin, nasıl çağırırsanız çağırın. En güzel isimler O'nundur. Namazında sesini pek yükseltme, çok da gizli okuma, orta yolu seç. (İSRA/110)
O'dur ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur. (TAHA/8)
-
En güzel vekildir
, her şeyin yaratıcısıdır. Her şey üzerine vekil de O'dur. (ZÜMER/62)
Doğrusu benim (ihlaslı) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter. (İSRA/65)
-
Gerçek dost ve yardımcıdır
Siz ne yeryüzünde, ne de gökte ( 'ı) aciz bırakamazsınız. 'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız. (ANKEBUT/22)
Çünkü onlar 'tan gelecek hiçbir şeyi senden uzaklaştıramazlar. Şüphesiz zâlimler, birbirlerinin dostlarıdır. ise müttakilerin dostudur. (CASİYE/19)
Hiç şüphesiz, göklerin ve yerin mülkü 'ındır. O, diriltir de, öldürür de. Size O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. (TEVBE/116)
sizin düşmanlarınızı çok iyi bilir. Gerçek bir dost olarak yeter. Ve yardımcı olarak da yeter. (NİSA/45)
O'dur ki, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra Arş üzerine istivâ buyurmuştur (hakim olmuştur). Sizin için O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi! Artık düşünmeyecek misiniz? (SECDE/4)
-
Bütün alemlerin sahibidir
De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi içindir. (EN'AM/162)
Meleklerin de arşın etrafını kuşatarak, Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Artık halk arasında hak ile hüküm icra edilip "âlemlerin Rabbi 'a hamdolsun" denilmektedir. (ZÜMER/75)
" 'a yemin ederim ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim, ben âlemlerin Rabb'i olan 'tan korkarım. (MAİDE/28)
-
Çok adaletli olandır
O geleceğinde hiç şüphe olmayan günde kendilerini bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit halleri nasıl olacaktır? (AL-İ İMRAN/25)
Dönüşünüz hep O'nadır. 'ın vaadi haktır. Herşeyi ilk baştan yaratan O'dur. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O'dur. Kâfirlere de inkâr ettikleri için kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap vardır. (YUNUS/4)
Siz de gücünüzün yettiği kadar onlara karşı her çeşitten kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazırlayın ki, onlarla hem 'ın düşmanlarını, hem de kendi düşmanlarınızı, ayrıca 'ın bilip de sizin bilmediğiniz daha başkalarını korkutasınız. yolunda her ne harcarsanız onun sevabı size eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız. (ENFAL/60)
Erkek veya kadın, kim mümin olur da güzel amellerden işlerse, işte onlar cennete girerler. Zerre kadar da haksızlığa uğratılmazlar. (NİSA/124)
Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir. (NECM/41)
Kendi nefislerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Ancak , dilediğini temize çıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez. (NİSA/49)
Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar. (İSRA/71)
Gerçekten de onların her biri öyle kimselerdir ki, yaptıklarının karşılığını Rabbin kendilerine hakkiyle ödeyecektir. Çünkü O, onların yaptıkları her şeyden haberdardır. (HUD/111)
"Yavrucuğum! Haberin olsun ki, yaptığın bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin dibinde gizlense, onu getirir, mizanına kor. Çünkü en ince şeyleri bilir, her şeyden haberdardır." (LOKMAN/16)
-
Çok bağışlayıcı olandır
Bir de Musa, mîkatımız için (tayin ettiğimiz vakitte tevbe için) kavminden yetmiş erkek seçti. Ne zaman ki, bunları o sarsıntı yakaladı, işte o zaman Musa: "Rabbim! dedi, dileseydin bunları da, beni de daha önce helâk ederdin. Şimdi bizi, içimizdeki o beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helâk mi edeceksin? O iş de senin imtihanından başka bir şey değildi. Sen bu imtihanla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirirsin. Bizim velimiz sensin. Artık bizi bağışla, merhamet et, sen bağışlayanların en hayırlısısın." (A'RAF/155)
Kim bir kötülük işler, yahut nefsine zulmeder, sonra da 'tan bağışlanmasını dilerse, 'ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur. (NİSA/110)
Kendi katından derece derece rütbeler, bir mağfiret ve rahmet vermiştir. Öyle ya, O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. (NİSA/96)
Ayrıca senden iyilikten önce hemen kötülüğü getirmeni isterler. Oysa daha önce onlara misal olacak cezalar gelip geçmiştir. Ve gerçekten Rabbin, zulümlerine karşılık insanlara mağfiret sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı da cidden çok çetindir. (RA'D/6)
Sen ancak Kur'ân'a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan 'tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele. (YASİN/11)
"Ancak, kim haksızlık yapar, sonra yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim." (NEML/11)
Rabbiniz içinizden geçenleri çok iyi bilir. Eğer iyi kimseler olursanız elbette çok tevbe edenleri bağışlayıcıdır. (İSRA/25)
Yine insanlardan kimi de vardır ki, 'ın rızasına ermek için kendini feda eder. ise kullarına çok merhametlidir. (BAKARA/207)
Çünkü mükafatlarını kendilerine tamamen ödedikten başka, lütfundan onlara fazlasını da verecektir. Çünkü O çok bağışlayıcı ve şükrün karşılığını vericidir. (FATIR/30)
-
Merhametlilerin en merhametlisidir
Eyyûb da: "Başıma bir bela geldi, (sana sığındım), sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine nida etti. (ENBİYA/83)
Yusuf dedi: "Bugün size bir ayıplama ve azarlama yoktur. , sizi, mağfiretiyle bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir." (YUSUF/92)
-
Hüküm ve hikmet sahibidir
, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım, yalnız daima galip ve hikmet sahibi olan katındandır. (AL-İ İMRAN/126)
Ey bizim Rabbimiz, bir de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini tilavet eylesin, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapıp onları pâk eylesin. Hiç şüphesiz Azîz sensin, hikmet sahibi Sensin. (BAKARA/129)
Size bunca deliller geldikten sonra yine kayarsanız, iyi bilin ki, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (BAKARA/209)
İşte (İsa hakkında söylenen) gerçek kıssa budur. 'tan başka hiçbir tanrı yoktur. Muhakkak ki çok güçlüdür ve hikmet sahibidir. (AL-İ İMRAN/62)
Kim bir kötülük işlerse, kendi nefsine kötülük etmiş olur. her şeyi hakkıyle bilendir, hikmet sahibidir. (NİSA/111)
O, kullarının üstünde tam hâkimdir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, herşeyden haberdardır. (EN'AM/18)
Görmüyorlar mı ki, biz yeri etrafından eksiltip duruyoruz. öyle hükmeder ki, O'nun hükmünü engelleyecek kimse yoktur. O çok hızlı hesap görür. (RA'D/41)
-
Hükmün tek sahibidir
Hükmü her yerde geçerli gerçek hükümdar olan yücedir. (Ey Muhammed!) Kur'ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce (unutma korkusu ile) Kur'ân'ı okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artır" de. (TAHA/114)
De ki: "Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım, siz ise onu yalanladınız. O çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde değildir, hüküm ancak 'a aittir, gerçeği O anlatır ve O, hakkı bâtıldan ayırdedenlerin en hayırlısıdır". (EN'AM/57)
Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız şartıyla, çeşitli hayvanlar size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna. Şüphesiz dilediği hükmü verir. (MAİDE/1)
Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? kesinlikle bilen bir toplum için 'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir? (MAİDE/50)
Nuh Rabbine niyaz edip dedi ki: "Ey Rabbim! Oğlum benim ehlimdendi senin vaadin de elbette haktır ve gerçektir. Ve sen hakimler hakimisin." (HUD/45)
-
Lütuf sahibi olandır
Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz ancak sizin gibi bir insanız, ama kullarından dilediğine nimetini lütfeder. Ve 'ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Müminler ancak 'a dayansınlar. (İBRAHİM/11)
O, Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size verdi. 'ın nimetini saymak isterseniz sayamazsınız! Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür. (İBRAHİM/34)
kullarına çok lütufkârdır. Dilediğine rızık verir. O çok kuvvetlidir, çok güçlüdür. (ŞURA/19)
-
Tövbeleri kabul edendir
O kötü amelleri işleyip de sonra arkasından tevbe ve iman edenler için hiç şüphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de affedici ve merhamet edicidir. (A'RAF/153)
Çünkü sadıklara sadakatleriyle mükafat verecek, dilerse münafıklara da azab edecek veya tevbe nasib edecektir. Şüphe yok ki çok bağışlayıcıdır. Çok merhamet edicidir. (AHZAB/24)
Onlar bilmiyorlar mı ki, kullarının tevbesini kabul eder ve sadakaları da alır. tevbeleri kabul edendir, çok merhametlidir. (TEVBE/104)
Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tevbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensin (BAKARA/128)
Sonra şüphe yok ki Rabbin, bir cahillikle günah işleyip ardından tevbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Şüphesiz ki Rabbin, bu tevbeden sonra Gafurdur, Rahîmdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.) (NAHL/119)
Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışlarda bulunanlar başka; onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. (FURKAN/70)
-
Samimi duaya karşılık verendir
Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler. (BAKARA/186)
Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik. (SAFFAT/75)
(Onlar mı hayırlı) yoksa, kendine yalvardığı zaman bunalmışa karşılık veren ve başındaki sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri yapan mı? 'ın yanında başka bir ilâh mı var? Ne kıt düşünüyorsunuz! (NEML/62)
Halbuki Rabbiniz: "Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir." buyurdu. (MÜ'MİN/60)
"İhtiyarlık halimde bana İsmail'i ve İshak'ı lutfeden 'a hamd olsun. Şüphesiz ki Rabbim duamı çok iyi işitir. (İBRAHİM/39)
-
İyiliğin karşılığını fazlasıyla verendir
Şüphesiz ki , hiç kimseye zerre kadar zulüm etmez. Eğer yapılan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevabını kat kat artırır. Ve kendi katından büyük bir mükafat verir. (NİSA/40)
Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, 'ın katındakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, yolunda sabredenleri, yaptıkları amelin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.
Erkekten ve dişiden, mümin olarak kim iyi amel işlerse muhakkak onu güzel bir hayat ile yaşatacağız ve yapmakta oldukları amellerin daha güzeliyle mükafatlarını elbette vereceğiz. (NAHL/96-97)
Çünkü , kendilerine işledikleri amellerin en güzeli ile ecir verecek, lütfundan fazlasını da bahşedecektir ve , dilediğine hesapsız rızık verir. (NUR/38)
Kimdir o, 'a güzel bir borç verecek olan ki, da onun verdiğini kat kat artırsın ve onun için şerefli bir mükafat da versin. (HADİD/11)
İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır. Yüzlerine ne kara bulaşır, ne de aşağılanırlar. Cennet ehli işte bunlardır. Orada ebedî kalacaklardır. (YUNUS/26)
İşte iman edip salih amel işleyen kullarını bununla müjdeler. Ey Muhammed! De ki: "Ben bu tebliğime karşı sizden akrabalıkta sevgiden başka hiçbir ücret istemiyorum." Her kim bir iyilik yaparsa biz onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz ki çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını verir. (ŞURA/23)
-
Şükrün karşılığını verendir
Ve hatırlayın ki Rabbiniz size şöyle bildirmişti: Yüceliğim hakkı için şükrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir. (İBRAHİM/7)
Eğer inkâr ederseniz, şüphe yok ki 'ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber kulları hesabına küfre razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin hesabınıza ona razı olur. Hiçbir günahkar da diğerinin günahını çekecek değildir. Sonra dönüşünüz, Rabbinizedir. O vakit, O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir. Çünkü O, bütün kalplerin özünü bilir. (ZÜMER/7)
Eğer şükreder ve iman ederseniz size azabı ne yapar? , şükredenlerin mükafatını veren ve her şeyi bilendir. (NİSA/147)
-
İnsana herşeyi öğretendir
Eğer bir korku hâlindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken kılın, (korkudan) emin olduğunuz zaman da böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde 'ı zikredin (namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû ile kılın). (BAKARA/239)
Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dedi.
Dediler ki: "Yücesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakîmsin". (BAKARA/31-32)
Eğer 'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir güruh seni sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. , sana Kitab (Kur'an)ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. 'ın sana olan lütfu büyüktür. (NİSA/113)
-
Şifa verendir
Biz Kur'ân'dan, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır. (İSRA/82)
Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet geldi. (YUNUS/57)
-
Rızık verendir
Yeryüzünde rızkı 'a ait olmayan hiçbir canlı yoktur. O, onların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri de bilir. Onların hepsi apaçık bir kitaptadır. (HUD/6)
Çünkü , kendilerine işledikleri amellerin en güzeli ile ecir verecek, lütfundan fazlasını da bahşedecektir ve , dilediğine hesapsız rızık verir. (NUR/38)
Eğer rızkı kullarına bol bol verseydi, mutlaka yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O dilediğini belli bir ölçüye göre indiriyor. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, onları hakkıyla görür. (ŞURA/27)
, dilediği kimseye rızkı genişletir de, daraltır da. Onlar ise dünya hayatı ile ferahlanmaktalar. Oysa düna hayatı ahiret hayatının yanında bir yol azığından ibarettir. (RA'D/26)
-
Güldüren ve ağlatandır
Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur. (NECM/43)
-
Can veren ve alandır
İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınız. (BAKARA/73)
Sizi geceleyin ölü gibi uyutan, gündüzün ne yaptıklarınızı bilen, sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O'dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O'nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektir. (EN'AM/50)
'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz. (BAKARA/28)
-
Ölüleri diriltendir
Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar. (YASİN/51)
Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.
Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.
Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? (KIYAMET/38-40)
Kıyamet ise şüphesiz gelecek ve muhakkak ki bütün kabirlerde olan kimseleri tekrar diriltecektir. (HAC/7)
Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.
O çağırana koşarak, kâfirler: "Bu çetin bir gündür." derler. (KAMER/7-8)
-
Hesabı çabuk görendir
Küfredenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki, susayan onu su zanneder, nihayet ona vardığında orada herhangi bir şey bulamamış, üstelik yanıbaşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) 'ı bulmuştur. ise onun hesabını tastamam görmüştür. hesabı çok çabuk görür. (NUR/39)
Görmüyorlar mı ki, biz yeri etrafından eksiltip duruyoruz. öyle hükmeder ki, O'nun hükmünü engelleyecek kimse yoktur. O çok hızlı hesap görür. (RA'D/41)
Sonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Dikkatli olun, hüküm ancak O'nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir. (EN'AM/62)
Doğrusu katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim 'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, hesabı çabuk görendir. (AL-İ İMRAN/19)
-
Vaadi hak olandır
Bir de senden acele azab istiyorlar. Elbette sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında birgün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir. (HAC/47)
, müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân'da da 'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. 'dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur. (TEVBE/111)
Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, 'ın gerçek bir vaadidir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (LOKMAN/9)
O cennet, Rahmân (olan )ın kullarına görmedikleri halde vadettiği "Adn" cennetleridir. Şüphesiz O'nun vaadi mutlaka yerini bulacaktır. (MERYEM/61)
Bir Kur'ân ki, onunla dağlar yürütülse veya onunla yer parçalansa veya onunla ölüler konuşturulsa (o yine bu Kur'an olurdu). Fakat emir bütünüyle 'ındır. İman edenler, kâfirlerden ümit kesip daha anlamadılar mı ki, dileseydi, elbette insanların hepsine toptan hidayet buyururdu. O küfürde direnenlerin kendi sanatlarıyla başlarına musibet inip duracak, ya da yurtlarının yakınına konacak. Nihayet 'ın vaadi gelecek. Muhakkak ki, vaad ettiği zamanı şaşırmaz. (RA'D/31)
-
Uyarıp korkutandır
Bu Kur'ân, kendisiyle uyarılsınlar, 'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir. (İBRAHİM/52)
O apaçık Kitab'a andolsun ki biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. (DUHAN/2-3)
Onu dosdoğru (bir kitap) olarak (indirdi) ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları) uyarsın ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel bir mükafat bulunduğunu müjdelesin. (KEHF/2)
İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik. Onda tehditlerden nice türlüsünü tekrar tekrar açıkladık ki belki sakınırlar, yahut onlara bir ibret ve uyanış verir. (TAHA/113)
-
Hidayette olanı ve doğru yoldan sapanı en iyi bilendir
, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de, iki yüzlüleri de bilir. (ANKEBUT/11)
De ki: "Herkes bulunduğu hal ve niyetine göre iş yapar. Bu durumda kimin en doğru yolda olduğunu Rabbiniz daha iyi bilir." (İSRA/84)
İşte onların ilimden erişebilecekleri (son sınır) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir. (NECM/30)
-
Dine yardım edenlere dünyada ve ahirette yardım edendir
Ey iman edenler! Eğer siz 'ın dinine yardım ederseniz da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar (MUHAMMED/7)
Onlar "Rabbimiz 'tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde 'ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı. Şüphesiz kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz çok güçlüdür, çok izetlidir (her şeye galiptir). (HAC/40)
Biz peygamberimize ve inananlara hem dünya hayatında hem de şahitlerin şahitlik edecekleri günde (kıyamette) elbette yardım ederiz. (MÜ'MİN/51)
__________________
Kalp kırılmaz Nefs kırılır,Kalp Allah'ın Nazargâhıdır.
Ne Mühendis,ne Müderris,nede Hekim isterler "Yevme Layenfeu"da Kalb-i Selim" İsterler.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]
|
|
|
| Seçenekler |
Arama |
|
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
HTML-Kodu Kapalı
|
|
|
Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:45 PM.
|