01-20-2010, 10:08 AM
|
#1
|
|
Yönetici
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 2.352
Tesekkür: 171
207 Mesajina 265 Tesekkür Aldi
|
Neden Kaçar İnsan Cennetten !
Ebû Hüreyre'nin (r.a.) haber verdiğine göre; Resûlullah (s.a.v.) şöyle anlatmıştır:
" , cenneti ve cehennemi yarattığı zaman Cebrail'i cennete göndererek: "Ona ve oraya girecekler için orada hazırladıklarıma bir bak." buyurdu. Cebrail cennete gidip baktı. Dönünce: "(Ey 'ım!) İzzetine yemin olsun ki, onu duyan herkes ona girmek isteyecektir." dedi. Ardından , nefsin hoşlanmadığı şeylerle (mekarih) cennetin çepeçevre kuşatılmasını emretti. Sonra tekrar Cebrail'e: "Ona ve ona girecekler için orada hazırladıklarıma bir daha bak." buyurdu. Cebrail tekrar gidip bakınca bu kez cennetin, nefsin hoşlanmayacağı şeylerle çepeçevre kuşatılmış olduğunu gördü. Döndüğü zaman: "İzzetine yemin olsun ki, (cenneti kuşatan o şeyler sebebiyle) ona hiç kimsenin giremeyeceğinden korkuyorum." dedi. Cebrail'e tekrar: "(Haydi) şimdi de cehenneme gidip ona ve oraya girecekler için orada hazırladıklarıma bak." buyurdu. Cebrail ona gidip baktı. Cehennem üst üste yığılmıştı. Cebrail, oradan dönünce: "İzzetine yemin olsun ki, işitenlerden kimse ona girmeyecektir!" dedi. cehennemin, nefsin arzu ve özlemleriyle (şehavat) çepeçevre kuşatılmasını emretti. Sonra tekrar: "Git, ona bir kez daha bak!" buyurdu. Cebrail tekrar gidip bakınca bu kez cehennemin, nefsin hoşlanacağı şeylerle çepeçevre kuşatılmış olduğunu gördü. Döndüğü zaman: "İzzetine yemin olsun ki, (cehennemi kuşatan o şeyler sebebiyle) tek bir kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum!" dedi."
Cennet ve Cehennem yaratıldıkları gibi bırakılmamıştır
Farklı rivayet ve lâfızlarıyla yukarıdaki hadisi, Sahîhu İbn Hibban, c.16, s.406, hadis:7394; el-Müstedrek ala's-Sahihayn, c.1, s.79, hadis:71-72; es-Sünenü'l-Kübrâ, c.3, s.121, hadis:4702; Sünenü Tirmizî, c.4, s.693, hadis:2560; Sünenü Nesâî, c.7, s.3, hadis:3763; Sünenü Ebî Davud, c.4, s.236, hadis:4744; Müsnedü Ahmed, c.2, s.332, 354, 373, hadis: 8379, 8633, 8848; Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercümesi ve Şerhi, İbrahim Canan, c.14, s.442, hadis:5124'te okumaktayız.
Hz. Peygamber'in özlü anlatımlarından biri olan bu hadis-i şerif, cenneti kazanmanın ve cehennemden korunmanın yolunu çok açık ve kesin biçimde haber vermekte ve cennet ve cehenneme iman etmiş olan mü'minleri bu konuda uyarmaktadır.
Hadisin bize öğrettiği ilk şey, cennet ve cehennemin yaratıldıkları gibi bırakılmayıp, âdeta bir çiftliğin etrafının çevrilmesi gibi cennet ve cehennemin etrafının da kimi duvarlarla tamamen çevrildiği gerçeğidir. Hadisin, Arapça metninde "mekarih" ve "şehevat" olarak dile getirilen bu duvarlar, artlarındaki cennet veya cehennemin, gerçek sûretleriyle görünmelerini engellemektedir. Bunun bu şekilde olması, ilâhî takdir ve âdemoğlunun yeryüzü üzerindeki sınavı gereğidir. , insanı, asıl yurdu cennetten çıkardıktan sonra onun tekrar oraya girmesi için 'a bağlılık ve samimiyetini ölçmeyi murad etmiş ve bu sınavın en iyi şekilde yapılması için en uygun ortam ve zemini de var etmiştir. Ebedî esenlik yurdu cennetin ve ebedî azap yurdu cehennemin gerçek sûretlerinin aksine bir perdeyle kamufle edilmelerinin ardında yatan temel sebebin bu olması hiç de uzak bir ihtimal değildir.
İnsan kendi cennetini veya cehennemini dünya üzerinde geçirdiği süre içinde özgür davranış ve tutumlarıyla kendisi tercih ettiği için cenneti ve cehennemi kuşatan mekarih ve şehavat çok önemlidir. Çünkü bunlar, davranışlarımızın şekillenmesinde ve oluşmasında bizi derinden etkilemekte ve yönlendirmektedir. Cennet, tam bir esenlik ve huzur yurdu… Kusursuz bir sefa ve keyfin kesintisiz yaşandığı mükemmel tatil beldesi... Elbette onu kim bu hâliyle görse, mutlaka oraya gitmek isteyecektir. Dinlisi ve dinsizi, mü'mini ve kâfiri, dindarı ve günahkârıyla her insan oraya girmek isteyecektir. İnsanların yıllık kısacık izinlerini, cennet karşısında bir hiç mesabesinde olan tatil köylerinde geçirmek için günler, aylar öncesinden yaptıkları hesaplar ve plânlar, bu uğurda gösterilen büyük arzu ve heyecan ortadadır. Bunda biraz da insanın dinlenme ihtiyacının katkısı olduğu gerçektir. Yeşillikler ve orman veya kumsal kenarında yahut her ikisinin birlikte bulunduğu bir tatil köyünde gönlünce dinlenip eğlenmeye hayır diyecek kimsenin çıkabileceğini sanmıyorum. Ancak nefsin bu yöndeki şiddetli eğilim ve arzusunu, onun yaratılıştan gelen doyumsuz yapısını göz ardı ederek, sadece "dinlenmek isteği"yle tanımlamak ve yorumlamak çok da isabetli bir yaklaşım olmayacaktır.
__________________
Kalp kırılmaz Nefs kırılır,Kalp Allah'ın Nazargâhıdır.
Ne Mühendis,ne Müderris,nede Hekim isterler "Yevme Layenfeu"da Kalb-i Selim" İsterler.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak İçin TIKLAYINIZ...]
|
|
|
| Seçenekler |
Arama |
|
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
HTML-Kodu Kapalı
|
|
|
Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:35 PM.
|